2
1

2
1


2
ÇOCUK PSİKOLOJİSİ SORUNLARI
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1


2
1

2
GENÇLİK PSİKOLOJİSİ SORUNLARI
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1


2
1

2

BEYOĞLU BELEDİYESİ İLE BİRLİKTE GERÇEKLEŞTİRDİĞİMİZ MUTLU AİLELER MUTLU ÇOCUKLAR SEMİNERLERİMİZİ TAMAMLADIK.
1

2
1

.: KANSER VE KADIN :.

Meme kanseri kadınlarda en yaygın görülen tümördür ve kanserden ölümlerin başlıca nedenlerinden biridir. Meme kanseri Amerika Birleşik Devletleri'nde kadınlarda görülen tüm kanserlerin %29'unu oluşturmaktadır. Türkiye'de de kadınlarda görülen kanserlerin yaklaşık %14.9'u meme kanseridir ve bu oranın giderek arttığı bildirilmektedir.

Meme kanseri benlik saygısı, cinsellik ve kadınlıkla ilişkili organı tehdit eden bir hastalıktır. Tedavi yöntemlerindeki değişimlerin sonucu olarak meme kanseri ile uğraşan kadın için sosyokültürel iklim geniş ölçüde değişmiştir. 15-20 yıl öncesinde kadınların karşılaştığı problemler ile bu gün karşılaştıkları problemler değişmiştir. Karşılaşılan duygusal problemler bu gün farklıdır ancak eşit devrede zorlayıcıdır.

Meme kanserli hastalarla yapılan araştırmacıların şu alanlarda odaklandığı dikkati çekmektedir:

•  Psikosomatik açıdan meme kanseri

•  Hastalık öncesi kişilik yapısı ile meme kanseri gelişmesinde yatkınlığının incelenmesi

•  Fiziksel özürlülüğe (deformite) ilişkin tutumlar

•  Organ kaybının, aile ya da ‘'eş'' ile ilişkilere etkisi

•  Organ kaybının cinsel tutuma etkisi

•  Savunma düzenekleri ve psikolojik bozukluk ile kişilik tipleri ilişkisi ve

•  Ameliyat sonrası dönemdeki psikiyatrik bozukluk ve etkileyen unsurlar

Meme kanserinin ve tedavisinin psikososyal etkileriyle ilgili yayınlanmış çalışmalar incelendiğinde psikososyal etkilerin üç geniş alanda toplandığı görülmektedir:

•  Psikolojik bozukluklar (anksiyete, depresyon, öfke)

•  Yaşam biçiminde yaptığı değişimler (fiziksel rahatsızlığın, evlilik ilişkisinde veya cinsel yaşamda oluşan sorunların ve değişen aktivite düzeyinin sonucu olarak)

•  Korkular ve endişeler (mastektomi ve ölüm)

Psikososyal uyumda kanserin ortaya çıktığı yaş dönemi, hastalık öncesi duygusal denge (kişilik ve baş etme biçimi) kişiler arası desteğin varlığı ve elde edilebilirliği önemli değişkenler olarak bildirilmiştir. Meme kanserinin ortaya çıktığı yaşam dönemi önemlidir, çünkü hastalık yaşam dönemiyle bağlantılı olarak kadının sosyal görevlerini tehdit etmiştir veya en önemlilerini kesintiye uğramıştır. Benlik saygısına ve kadınlık duygusuna tehdit tüm kadınlarda olur, fakat özellikle tek ve eşsiz olan genç bir kadın için bu tehdit daha ciddi olabilir. Meme kanserine yüklenen anlam da yaşa göre değişir. Güvenli bir evi ve ailesi olan yaşlı bir kadın için yaşam riski daha ön planda olabilir. Yaş dönemlerine göre bakıldığında yine de yaşlılıkta meme knaseri ile aynı zamanda eşin kaybı gibi başka kayıplarda yaşanabileceğinden kadın sadece major bir kaybı değil, kendi yaşam ve beden bütünlüğüne tehdidi bir arada yaşayabilecektir. Fotopoulis ve Cook (1980)'un şok merkezli yaptıkları bir çalışma yaşlı kadınlarda zorlanmanın daha yüksek olduğunu göstermiştir.

Uyuma katkısı olan ikinci değişken kişilik ve başetme biçimleridir. Her kadının strese uyumda kullandığı kendi başetme biçimleri vardır. Gorzynski ve ark. (1980) tarafından yapılan bir çalışmada kadınlar meme kanseri için biyopsi öncesi ve on yıl sonra değerlendirilmiş duygusal zorlanmayı kontrol etmede kulladıkları başetme biçimin ve etkinliğinin uzun zamaniçinde değişmeden kaldığı saptanmıştır. Meme kanseri stresini yönetmede en etkin bulunan başetme stratejileri Penman (1980) tarafından tanımlanmıştır. Onun araştırması göstermiştir ki, daha çok kaçınma ve teslim olmayı kullananan kadınlar, stresle daha direkt uğraşan kadınlara göre mastektomi sonrası erken rehabilitasyon döneminde daha fazla duygusal zorlanma yaşayabilirler. Bundan başka olaylar üzerinde kontrol duygusuna sahip olan kadın aktif olarak rehabilitasyon da rol alır.

Meme knaseri öncesi psikiyatrik hastalık öyküsü tanımlayan kadınların sıkıntı ve uyum güçlüğü yaşama riski yüksektir. Schain (1985) yetersiz uyumun önceki memnuniyetsiz veya olumsuz cinsel deneyimlerle, memelere yapılan yoğun duygusal yatırımla, beden imajı problemleriyle ve kişisel olarak problemleri tartışmada güçlük yaşanmasıyla ilişkili olduğunu saptamıştır. Uyum, kadının daha öncesinde bir yakınında meme kanseri olup olmamasıyla da ilişkilidr. Bu gün meme kanseri riskini taşıyan kadınlar düzenli kendi kendine muayenesi, rutin ve düzenli mamografik muayene ile birlikte ankisyete yaşarlar. Bu gruptaki kadınların tepkileri riskjin inkarında hipokondriyak aşırı uğraşlara kadar çok çeşitlidir.

Rowland ve Massie (1998)'nin bildirdiklerine göre 1967-1993 yılları arasında yayınlanan ve kanser hastalarında depresyon yaygınlığına bakılan 50 çalışmanın 17'si meme kanseridir. Bu 17 çalışmada ifade edilen depresyon oranı %1,5-50 gibi çok geniş bir aralık içinde bildirilmektedir. Kissane ve ark. (1998) tarafından yapılan bir çalışmada, kadınların %45'inde psikiyatrik bir bozukluk saptanmıştır. Noyes ve ark. (1998)'ın bildirdiklerine göre, Maquire ve ark. Tarafından yapılan bir çalışmada meme kanseri olan bireylerde %27 oranında orta-şiddetli düzeyde anksiyete belirlenmiştir. Meme kanserli hastalarda patolojik anksiyete yaygınlığını inceleyen diğer çalışmalar Tablo-1'de gösterilmiştir. Tablo-2'de meme knaserli hastalarda depresyon yaygınlığını inceleyen çalışmalar gösterilmiştir.

Tablo 1: Meme Kanserli Hastalarda Patolojik Anksiyete Yaygınlığını İnceleyen Çalışmalar

Çalışma

N

Evre

Veri Toplama Aracı

Anksiyete

1

75

Erken Evre

Klinik değerlendirme

%27

2

44

Erken Evre

Klnik değerlendirme

%18

3

125

Erken Evre

Klinik değerlendirme

%1

4

197

Erken Evre

Klinik değerlendirme

%18

5

269

Erken Evre

Modifiye mevcut durum muayene

%39

6

380

Erken Evre

*HADÖ>10

%16

7

139

İleri Evre

*HADÖ>11

%19

*HADÖ: Hastane Anksieyet ve Depresyon Ölçeği

Tablo-2: Meme Kanserli Hastalarda Depresyon Yaygınlığını İnceleyen Çalışmalar

Çalışma N Örneklem Yöntem Depresyon Özgül Bulgular
1 160 Meme biyopsisi alınan ve mastek
tomi yapılan hastalar

Görüşme

HRSD

%22 mastekto-mide Mastektomi hastalarda depresyon 2 yıl devam etmiştir.
2 201 117 ayaktan meme kanseri tanısı alan hastalar 89'u benign hastalığı olan hastalar Klinik görüşme yapılan
dırılmış görüşme
%26 orta ve ciddi depresyon Kontrol belirgin hastalrda depresyon oranının %12 olduğu saptan
mıştır.
3 146 Hataneye yatma endi
kasyonu olmayan %34 primer hastalık %36 nüks %30 ileri evre bütün meme hastaları
Açık uçlu sorular modifiye psikiyatrik durum ölçeği %10 primer kanser tanısında %15 nüksde %4-5 ileri evrede Meme kanaser
inde ilk nüksde en fazla rahat
sızlığın yaşandığı ileri evrede depresyon oranının düşük olduğu saptan
mıştır.
4 141 Ayaktan primer meme kanseri tanısı alan hastalık SCL-90

%19 ciddi

%21 orta

%14 hafif

SCL-90'ın klinik ve global ölçülerde kadın erkek arasında önemli bir farklılık olmadığı saptan
mıştır.
5 269 Evre I-II meme kanseri Görüşme

%21 mastektomi

%19 lumbektomi

Tedavi seçeneği verilen mastektomi ve lumbektomi hastala
rında depresyon düzeyinin daha düşük düzeyde olduğu saptan
mıştır
6 320 Yeni tanı konmuş meme kanseri cerrahisi için yatan hastalar Modifiye RSCL
:ameliyat öncesi ve ameliyat
tan 6-12
ay sonra
%32 malign tümörde depresyon %24 bening tümörde depresyon 1 yıl sonra depresyonun azaldığı saptan
mıştır
7 139 86 hastanede yatan 53 ayaktan ileri evre meme kanseri

HADS

Görüşme

%31 depresyon

%25 anksiyete ya da depresyon

Düşük sosyo
ekonomik düzeyde depresyon yaygınlığı daha yüksek bulunmuştur

 

 

 












 
Eylül 2021
  Pzt     Sal     Çrş     Prş     Cum     Cts     Pzr  
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30


YETİŞKİN PSİKOLOJİSİ SORUNLARI





































İŞ YAŞAMI PSİKOLOJİSİ SORUNLARI








CİNSELLİK




















 
 

Sitedeki tüm yazılar Uzman Psikolog Alanur Özalp'e aittir. Tüm hakları saklıdır. İzin almadan kullanılamaz.