2
1

2
1


2
ÇOCUK PSİKOLOJİSİ SORUNLARI
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1


2
1

2
GENÇLİK PSİKOLOJİSİ SORUNLARI
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1


2
1

2

BEYOĞLU BELEDİYESİ İLE BİRLİKTE GERÇEKLEŞTİRDİĞİMİZ MUTLU AİLELER MUTLU ÇOCUKLAR SEMİNERLERİMİZİ TAMAMLADIK.
1

2
1

 

.: Köşe Yazıları :.

Boşandıktan sonra ne zaman evlenmeli


Boşanma konusu öyle derin ve önemli bir konu ki, içine girdikçe daha derinlere gitmek gerektiğini daima hissetmektesiniz. Bu hafta bir başka boyutuna bakmak istiyorum. Boşanma toplumumuzda istenilmeyen bir olaydır. Bu hem kadın için böyledir, hem de erkek için olumsuz karşılanmaktadır. Toplumun boşanmak isteyen kadına verdiği ilk mesaj, "olmaz"dır. Son bir kere daha denemelisin biçimindedir. Ayrıca kadınlar açısından baktığımız zaman toplum bir miktar daha katı bir tavır koymaktadır. Yani sen kadınsın, ne yaparsın, nasıl geçinirsin, ne yiyip içersin, başkalarına bu ayıp durumu nasıl söylersin, ben başaramadım nasıl dersin, hatta biz senin aileniziz bizi rezil edemezsin biçiminde tepkiler gelmektedir. Tüm bu tepkilerin altında başarısız olmanın verdiği korku, kaygı, kabul etmeme yatmaktadır. Sonuç olarak değerlerimiz boşanma konusunda erkeğe daha esnek ama kadına karşı daha katı yaptırımlar getirmektedir. Bunlara rağmen ikinci veya üçüncü evliliğini yapan ve de mutlu yaşayan pek çok kişiyi görmekteyiz. Bu, olumlu bir hareket olarak gözlenmektedir. Çünkü özellikle kadınlar olmak üzere bir miktar erkeğin de boşandıktan sonra hayata küstüğü, kendini mutsuz, başarısız hissettiği, hatta depresyon içine düştüğü gözlenmektedir. Bu durum kadınlarda daha belirgindir ve sayısal farklılık göstermektedir. Çevremizde bir boşanma olayını yaşadıktan sonra neşeli, hayat dolu, yaşama dört elle sarılan hanımları bundan on yıl önce çok az görebiliyorduk. Hanımlar ya çocuklarını bahane ederler ya da "ben nasıl geçineceğim, babamın evine mi döneyim" diye panikler yaşarlardı. Şimdi kızların okuması, meslek sahibi olması ve de kadınların çalışması, bu tür kararların alınmasını kolaylaştırmaktadır. Benim asıl vurgulamak istediğim, günümüzde kadınların artık boşanma olayı ile kendilerini hayata kapamadıklarının görüldüğüdür. Bu vurgu, olumlu bir sosyal gelişimdir. Bundan bir on yıl veya yirmi yıl önce kadın bir şekilde boşandığında yeniden evlenmiyor, kendini çocuklarına adıyordu. Onları yetiştirmek için yaşıyor, onun dışında hiçbir hakkı, görevi yokmuş gibi davranıyordu. Giymiyor, gezmiyor, makyaj yapmıyor, sözün kısası kendisi için yaşamıyordu. Bu durum sağlıksız bir durumdur. Çünkü doğada ve de insanın doğasında böyle bir haksızlık yoktur. Ben çok net olarak, boşanmış kadınlara ve erkeklere şunu söylemek istiyorum: Yeni hayatınızı yaşayın. Gülün, gezin, eğlenin, sevin ve izin verin sizi sevsinler. Ayrıca ikinci ve üçüncü evliliği düşünün. Bu doğal ve sağlıklı bir durumdur. Korkmayın, çekinmeyin, rahat olun, huzurlu olun. Eğer eşiniz öldüyse, bu defa yine durum aynı. Bir süre ayrılığın veya ölümün verdiği yası yaşamanız normal ve bu sizin en doğal hakkınızdır. Ama daha sonra pencerelerinizi, kapılarınızı açın. Hayata bakın, hayattan zevk almaya çalışın. Bu hayat sizin hayatınız. Böyle durumlarda hep çocuklar düşünülür, akla gelir. İnsanlar "doğru, evlenelim ama çocuklar ne der, nasıl karşılar" diye düşünürler. Ya da ikinci veya üçüncü evlilikte çocuk ezilir mi, kocam çocuğumla iyi uyum yapabilecek mi, ya kocam çocuğumu istemezse gibi korkular, panikler yaşanır. Bugün üzerinde durmak istediğim konu, bu kararın verilmesi. En önemlisi, çocuk ufak da olsa, büyük de olsa her açıdan sizin evlenmenizi istemektedirler. Birinci açı, onlar aile yaşantısını yaşamak isterler. Bir anneleri ve babaları olsun isterler. İkinci açı ise, çocuklar tek de olsa, fazla da olsa sizin mutlu olmanızı isterler. Yani sizi gülerken, eğlenirken görmek isterler. Konuştuğum tüm çocuklar mutlaka bir anne ve baba istemektedirler ve özellikle yaş ufakken bu uyumun sağlanması daha kolay olmaktadır. En zor uyum yaşı ergenlik yaşıdır. Ama bu yaştaki çocuklar da annelerinin veya babalarının evlenmesini istemektedirler. Aile yaşamı doyurucudur. Ayrıca iki kişinin, ekonomik güçlerini birleştirmiş olmaları yaşama standartlarında bir iyileşmeyi de beraberinde getirmektedir. Çocuklar ezilir diye bir korkunuz varsa, bu konuyu bir psikologla konuşup çözümleyebilirsiniz. Bu tür konularda bana telefonla sorular sorabilirsiniz. Sonuç olarak, yaşınızı yaşayın ama sonra kendinize hayatı ne zindan edin ne de zehir.şöyle düşünün: Siz mutlu olduğunuzda çocuklarınız da mutlu olacaktır. Çocuklar ikinci evliliği istemektedirler. Haftalardır boşanma konusunu bıkmadan, usanmadan yazıyorum. Ben hep şu önemli noktaları da gözden kaçırmamak lazım diye, bunları dikkatlice ele almak için olaya bir büyüteçle bakma gereği duyuyorum. Çünkü çağımız artık boşanma olayını ve bu olayın uzantılarını yaşamaktadır. Özellikle üvey anne veya üvey baba olmak arttı. Üvey anne veya üvey baba olmak, beraberinde pek çok sorun getirmektedir. Üvey ebeveynler eski masallarda olduğu gibi kötü, cezalandırıcı değiller. Ama üvey olmanın verdiği güçlükleri yaşamaktalar. Özellikle üvey anneler ve babalar çok zorlandıklarını ve de olumlu, güzel ilişkiler yaşamak istediklerini belirtmektedirler. Bu yazının yine boşanma konusunda olmasının bir başka nedeni de, yoğun ilgi ve gelen sorulara da cevap verebilmektir. Boşanma kararı verildiğinde, çocuk(lar) 5-6 yaşlarında ise ya da daha ufaksa, eğer ilişki açısından boşanmanın geciktirilmesi olabilecekse, boşanmanın geciktirilmesi uygun olarak düşünülmektedir. Boşanmayla birlikte evdeki yaşam değişiklikler geçirmektedir. Örneğin, baba evden gider. Eve bir bakıcı kadın gelir. Anne çalışmaya başlar. Bu değişiklikler olağan değişikliklerdir. Fakat çocuğun ruhsal sağlığı için gerekli olan bu değişikliklerin esasında yeterli zamanın olmasına dikkat etmek vardır. Çocuğa bir zaman tanı ki, o da bu durumlara uyum sağlayabilsin. Hayata küsme veya ebeveynlerini suçlama gibi olumsuz yaşantıları yaşamasın. Baba evden gidecekse veya çocuk küçükse, eve zaten bir bakıcı gelecekse, baba evden uzaklaşmadan bakıcı eve gelir, çocukla tanışır, bir uyum sağlarsa bu durum karşısında çocuğun fazla sarsılması önlenmiş olur. Ya da baba ayrılır ayrılmaz anne işe başlamak zorundaysa, yine ufak olan çocuklarda çocuğun hem fazla etkilenmemesi için hem de babayı suçlamaması için anne işe başlamalı sonra baba evden ayrılmalıdır veya anne kısa bir süre çocuğa destek vermeli, onunla bir uyum sürecini geçirip daha sonra işe başlamalıdır. Bu konularda yetişkinler birbirlerine destek olmalıdır. Özellikle çocuk ve çocukların uyumu ve ruhsal dengesi için bu, olması gerekli bir durumdur. Boşanma eğer çocuk ergenlik çağındayken oluyorsa, bu defa çok daha dikkatli olmak gerekmektedir. Bu defa çocukta ergenliğin verdiği problemlerle birlikte, bir de boşanmanın verdiği uyum durumunu çocuk birlikte göğüslemek durumundadır. Çocuk ergenlikle birlikte aileden önce kendini koparacak, sonra kendi kimliğini oluşturacaktır. Bu dönemde bir de babanın ya da annenin evden gitmesi onu davranış bozukluklarına itebileceği gibi, suç işleme eğilimlerine de itebilir. Çünkü çocuk "ben kötüyüm, eğer ben kötü olmasaydım annemle babam ayrılmayacaktı, ben onlara yeterli olacaktım veya onları barıştıracak gücüm, sevgim olacaktı" diye düşünmekte, olaylardan kendini sorumlu tutmaktadır. Bu, çocuğun genel dengesinde veya kendine güveninde, saygısında sarsıntılar yaşatacaktır. Özellikle ergenlik döneminde boşanma durumu yaşanıyorsa, dikkatli olunmalıdır. Bu dönemde çocuğa hep bir açık kapı bırakılmalıdır. Onun konuşabilmesi, açılabilmesi için bu gereklidir. Onunla konuşun ve onun da konuşarak kafasındakileri anlatması için dinleyici olduğunuzu ona sezdirin. Boşanmayı çocukla mutlaka konuşun. Çocuğu üzmekten korkmayın. Çocuk, kafasında neler varsa bunları anlatarak hem size yakın olacak, hem de rahatlayacaktır. Eğer çocuk konuşursa, içinde düşmanca duygular taşımaz. Hem kendini hem de aile bireylerini suçlaması ortadan kalkar. Hem de kendine güvenini yitirmemiş olur. Çünkü çocuk kendini, değersiz olduğu için babası veya annesi onu bıraktı diye düşünmektedir. Eğer değerli olsaydı ve de onu sevselerdi onu bırakmazlardı, ayrılmazlardı diye düşünmektedir. Bu durum onun yetişkin yaşantısında olumsuz yaralanmaları beraberinde getirecektir. Güvensiz, sürekli zarar gören, ezilen bir yetişkin olmasını getirebilecektir. Bu olaylara sebebiyet vermemek için çocuğunuzla konuşun ve onun da konuşmasını, anlatmasını, size açılmasını sağlayın. Bunu yapabilmek için ona kapılarınızın açık olduğunu hissettirin ve onu dinleyin. Bir görüşe göre de, boşanmış ailelerin çocukları kendilerine eş seçerken kendilerini ezecek, cezalandıracak olan sağlıksız ilişkiler içine girebilmektedirler. Örneğin, dayak atan çocuklar yetişkin hayatlarında dayak atan eşler seçmektedir. Babaları dayak atan çocuklar yetişkin hayatlarında dayak atan eşler seçmektedirler. İki anne ve iki baba olayı da hem çocuk için hem de onlar için önemli sorunları beraberinde getirmektedir. İkinci anneyi veya babayı kabul etmek, çocuğun kafasında kendi annesini veya babasını reddetmesi anlamına gelmektedir. Bundan dolayı çocuk zorlanmaktadır. Bu anlatılan, çocuğun kafasında yaşanmaktadır. Çocuk önce ikinci ebeveynlerini test eder, dener, sınar. Onların sevgisinin, ilgisinin gerçek olup olmadığına bakar. "Gerçek değil"i ispatlamak ister gibi davranır. Başkalarına bakın, ne de olsa üvey işte, öz olsa kızmazdı, dayanırdı, çekerdi, hoşgörü gösterirdi düşüncesini ispat etmek ister gibidir. Ama gerçekten istediği, üvey olmasına rağmen seviyor, anlıyor, katlanabiliyor veya hoşgörebiliyor olmasıdır. Bir de çocuklara ikinci anne veya baba ile iyi anlaşıyor olmanın gerçek anne veya babaya haksızlık yapmak anlamına gelmediği iyice anlatılmalıdır. Olay, biz büyük bir aileyiz şeklinde görülebilmelidir. Bu ilişkilerde, üvey olan kişilere çok sabırlı olmak düşmektedir. Sabrı elden bırakmadıkları takdirde başarılı, iyi, hoşgörülü ilişkiler kurabileceklerdir. Bu tür sorularınızı bana telefonla iletebilirsiniz.

Köşe yazıları












 
Ekim 2021
  Pzt     Sal     Çrş     Prş     Cum     Cts     Pzr  
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


YETİŞKİN PSİKOLOJİSİ SORUNLARI





































İŞ YAŞAMI PSİKOLOJİSİ SORUNLARI








CİNSELLİK




















 
 

Sitedeki tüm yazılar Uzman Psikolog Alanur Özalp'e aittir. Tüm hakları saklıdır. İzin almadan kullanılamaz.