2
1

2
1


2
ÇOCUK PSİKOLOJİSİ SORUNLARI
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1


2
1

2
GENÇLİK PSİKOLOJİSİ SORUNLARI
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1


2
1

2

BEYOĞLU BELEDİYESİ İLE BİRLİKTE GERÇEKLEŞTİRDİĞİMİZ MUTLU AİLELER MUTLU ÇOCUKLAR SEMİNERLERİMİZİ TAMAMLADIK.
1

2
1

 

Bipolar Bozukluk

Bipolar bozukluğun prevalansı tarihsel açıdan yaklaşık %1 olarak hesaplanmıştır ancak bu oran, bipolar spektrumun yalnızca en uç bölümünü temsil etmektedir. Bipolar spektrum bozukluklarının prevalansına ilişkin daha yakın tarihli tahminler %3.7 ile daha yüksek oranlar arasında değişmektedir. Bipolar bozukluk önemli bir ekonomik etkiye sahiptir. Hastalar hem akut hem idame tedavisine gereksinim duymakta, sosyal güvenlik ve yasal sistemlerle daha sık temasta olma eğilimi göstermektedir. Bipolar bozukluğun prevalansa dayanan bir hastalık maliyeti araştırmasında ABD'deki yıllık toplam maliyet 45.2 milyar dolar (1991 değerleri) olarak hesaplanırken, insidans temelli bir araştırmada yaşam boyu maliyet 24 milyar dolar olarak tahmin edilmiştir. (Kleinman ve ark. Tarafından yapılan inceleme) Bu maliyetin büyük bölümü, tedavinin doğrudan maliyetinden çok işe devamsızlık ve iş yerinde verimin azalmasıyla ilişkilidir. Eşit derecede önemli olarak bu hastalık, hastaların ailesel ve sosyal ilişkilerini sürdürme gibi genel işlevselliklerini devam ettirme yetenekleri üzerinde çok büyük etkiye sahiptir. Uygun tedavinin potansiyel yararları, hastaların yaşam kalitesinin arttırılması ve hastalığın ekonomik yükünün azaltılmasından, intihar riskinin düşürülmesine kadar uzanmaktadır.

Yaygın olmasına karşın, bipolar bozukluk sıklıkla fark edilmemekte ve yanlış tanı koyulmaktadır. Sık görülen yanlış tanılar arasında , unipolar depresyon, anksiyete bozuklukları, şizoafektif bozukluk ve alkol ve/veya madde kötüye kullanımı sayılabilir. ABD'de 2000 yılında gerçekleştirilen, bipolar bozukluğu olan kişileri kapsayan bir anket araştırması, bu kişilerin üçte birinden fazlasının semptomlar başladıktan sonra 1 yıl içinde profesyonel yardım almaya çalıştığını saptamıştır. Ancak neredeyse %70'İne yanlış tanı koyulmuş; en sık görülen hatalı tanı unipolar depresyon olmuştur. Bu anket araştırmasına yanıt verenlerin üçte birinin, semptomları ilk belirdiğinde 15 yaşın altında (%27'si 15-19 yaş arasında) olduğu kaydedilmiştir. Buna karşın, bu kişilerin yarıdan biraz fazlasının doğru tanı ve tedavi için en az 5 yıl (%35'i 10 yıl veya daha fazla) beklemek zorunda kaldığı saptanmıştır. Doğru tanı koyulmadan önce ortalama olarak dört hekime göründükleri saptanmıştır.

Bipolar bozukluğun klinik görünümü

Hastalığın seyri

Bipolar bozukluğun klinik görünümü farklılık gösterir, ancak anahtar özellik, 'iki uçlu' semptomların - mani veya hipomani (yükselmiş duygudurum) ve depresyon (çökmüş duygu durum) bulunmasıdır. Bipolar bozukluk kronik, 'epizodik' bir hastalıktır; hastalar birbirinden normal duygudurum veya 'ötimi' dönemleriyle ayrılan dönüşümlü mani ve depresyon epizodları yaşama eğilimi gösterirler. Hastaların anlamlı bir oranında mikst semptomlar görülür. Yani, aynı 24 saatlik dönem içinde manik ve depresif semptomlar yaşarlar. Dolayısıyla, her iki uçtan semptomatolojiyi ele alan terapötik seçenekler, klinik açıdan önemli tedavi modelleridir.

Bipolar bozukluğu olan hastaların çoğu tipik olarak yaşamları boyunca yaklaşık 8-10 hastalık epizodu geçirmektedir. Ancak hastalık ilerledikçe epizodlar daha sık olma eğilimi gösterir ve epizodların arasındaki süre de kısalma eğilimi gösterir.

Bipolar Bozukluğunun Semptomları

Mani ve Hipomani

Manik epizodlar bir dizi belirgin semptomla karakterizedir. Maninin hipomani olarak bilinen erken evresinde, hastalarda hafif yükselmiş duygu durum ve artmış enerji ve aktivite görülür. Hasta olağandan daha büyük fiziksel ve mental etkinlik hisseder ve genel 'iyi olma hali' duygularına sahiptir. Mani/hipomanisi olan kişiler tipik olarak çok konuşkan, son derece girişken olup çok az uykuya gereksinim duyarlar. Bununla birlikte, hasta tam manik olduğunda aşırı özgüven ve fikir uçuşmaları çoğu zaman dürtüsel, spontan kararlara ve pervasız davranışa yol açar. Maninin en şiddetli formunda, hastaların psikotik sanrıları ve halüsinasyonları olabilir ve öfkeli, saldırgan hale gelebilirler. Çoğu zaman hastaneye kabul, çevresel stimülasyondan uzaklaştırma ve sedasyon gerekebilir.

Mani Semptomları:

•  Enerji artışı, huzursuzluk, fikir uçuşmaları, hızlı konuşma

•  Aşırı coşku (öforik duygular)

•  Aşırı iritabilite ve distraktibilite

•  Uyku gereksiniminde azalma

•  Muhakeme yeteneğinde yetersizlik (karakteristik olmayan)

•  Dürtüsel, pervasız, garip davranış, örn.aşırı harcama yapma

•  Cinsel dürtüde artış

•  Sanrılar, görsel ve işitsel halüsinasyonlar

•  Şiddetli ajitasyon

Depresyon

Bipolar bozukluğun depresif evresinin semptomları unipolar depresyonun semptomlarından ayırt edilemeyebilir. Bipolar depresyonu olan kişiler genellikle sürekli olarak düşükbir duyguduruma sahiptirler. Çoğu zaman bu depresif duruma enerji eksikliği, uykusuzluk ya da uyku gereksiniminde artış ve iştah kaybı gibi fiziksel semptomlar eşlik eder. Bu kişiler dikkatini yoğunlaştırmada ve karar verme güçlüğü de yaşayabilirler. Pek çok hastada, huzursuzluk veya ajitasyon olarak dışa vuran belirgin anksiyete semptomları bulunur. Umutsuzluk ve çaresizlik bipolar depresyon sırasında yaygındır ve hastaların gelecekle ilgili son derece negatif düşünceleri bulunabilir. Bipolar depresyonu olan pek çok hastanın intihar düşüncesi veya niyeti vardır. Daha şiddetli formunda, depresyona nihilistik veya hipokondriak tipi sanrılar eşlik edebilir.

Mikst epizodlar

Mikst epizodlarla, manik ve depresif semptomlar eş zamanlı olarak yaşanır ve duygu durum özellikle değişkendir. Hastalar manide olduğu gibi çabuk heyecanlanabilir ve ajite olabilecekleri gibi, aynı zamanda irite ve depresif de olabilirler. Mikst epizodlar yaygın olup, bipolar bozukluğu olan hastaların yaklaşık %40'ında yaşamlarının bir döneminde ortaya çıkmaktadır. Depresif özelliklerin varlığının tedavinin başarısı ya da başarısızlığı üzerinde büyük bir etkisi olabilir. Bu nedenle, hasta başvurduğunda hangi evrede olursa olsun, her iki uçta duygudurum stabilizasyonu bipolar hastalarda önemli bir tedavi hedefidir.

Hızlı döngü

Bazı hastaların özellikle sık duygudurum epizodları vardır. Bir yıl içinde dört veya daha fazla (herhangi bir kombinasyonda manik, hipomanik, mikst veya depresif) epizodu olan hastaların hızlı döngülü bipolar bozukluğu olduğu kabul edilir. Genel olarak, bipolar bozukluk hastalarının %15-20'si "hızlı döngülüdür" ve bu tip bipolar bozuklukta kadınların sayısı iki kat daha fazladır. Hızlı döngü hipotiroidizm ile de bağlantılı olabilir. Hastalar çoğu zaamn tedaviye dirençli olduğundan, tedavisi diğer bipolar bozukluk formlarına kıyasla genellikle daha komplikedir.

Bipolar bozuklukta psikotik semptomlar

Büyüklük sanrıları maninin karakteristik özelliğidir ve mani hastalarında oldukça yaygındır. (%47 yaşam boyu prevalans). Diğer (duygudurumla uyumsuz) psikotik semptomlar daha seyrektir (persekütör/paranoid sanrılar %28; işitsel halüsinasyonlar %18; Schneider'in birinci sıra semptomları %18). Psikotik semptomların daha şiddetli manisi olan hastlarda daha şiddetli olduğu ve hastalığın daha şiddetli formlarının daha erken başlangıcı olabileceği yönünde bulgular vardır. Bazı araştırmalar, psikotik semptomların (özelliklede duygudurumla uyumsuz özelliklerin) varlığının daha kötü bir sonucu ön gördüğünü düşündürmektedir, ancak aksi bulgular bulunmaktadır.

Bipolar bozukluğun hasta üzerindeki etkisi

Bipolar bozukluk ciddi morbidite ve mortalitiye yol açabilmektedir ve buda erken tanı ve etkili tedaviyi zorunlu kılmaktadır. Yakın zamana kadar, bipolar bozuklukta yaşam boyu intihar riskinin %15 civarında olduğu düşünülmüştür ancak gerçek risk biraz daha düşük olabilir. Epidemiyolojik Havza araştırması, bipolar bozukluk veya majör depresyonu lan kişilerde intihar girişimi oranının mental hastalık öyküsü olmayanlara kıyasla çok daha yüksek olduğunu saptamıştır. İntihar girişimleri riski, geçmişte girişimleri ya da komorbid alkol kötüye kullanımı olan hastalarda daha yüksek görünmektedir, ancak bipolar bozukluğu olan hastaların %25-50 arasında bir oranı en az bir kez intihar girişiminde bulunmaktadır. Tedavi almayan bipolar hastaların intihar, neoplazmlar ve dolaşım bozukluklarından ölüm oranı, etkili tedavi alanlara kıyasla anlamlı ölçüde daha yüksektir.

Bipolar bozukluk için geniş çaplı bir ABD popülasyon taraması da hastalığın sosyal etkisine ilişkin çarpıcı bulgular sağlamıştır. Taramada bipolar I veya II bozukluk içinpozitif buluna kişilerin yaklaşık %54'üne karşın, diğer yanıt verenlerin %29'u işten çıkarıldıklarını ya da işi bıraktıklarını bildirmiştir. Bipolar olmayanlara kıyasla daha fazla bipolar birey bir suç nedeniyle tutuklandıklarını, mahkum olduklarını ya da hapse girdiklerini bildirmiştir.

ABD'de araştırmaya yanıt veren bipolar hastaların %80'i, aile ve arkadaşlarla çatışma (%68), evlilik sorunları (%49) gibi ilişki sorunlarından yakınmıştır. Bunların çoğu, hastalıklarında dolayı uzun süre arkadaşlık ya da özel ilişkilerini (evlilik dahil) korumada güçlük yaşadıklarını söylemiştir. Çoğunluğu hastalığın iş yaşamlarında işlev görme yeteneklerini bozduğunu; daha sık iş değiştirmelerine neden olduğunu; diğer çalışanlardan daha farklı muamele görmelerine yol açtığını ve/veya yöneticilerin terfi için onları atlayıp geçmelerine neden olduğunu düşünmüştür.

Bipolar bozukluğu olan hastaların %60'dan fazlasında bir madde kötüye kullanım bozukluğu gelişmektedir. Komorbid madde kötüye kullanımı bipolar bozukluğun gidişini kötüleştirmekte ve tedaviye yetersiz yanıtı önceden bildirmektedir. Erken ve agresif tedavi, tedaviye direnci önleyebilir. Öte yandan erken epizodların yetersiz tedavisi, hastalığın daha şiddetli olmasına olanak verebilir.

Young Mani Derecelendirme Ölçeği (YMRS)

Orijinalinde son 48 saat, ancak son yıllarda yapılan pek çok çalışmada son bir hafta değerlendirmeye alınmaktadır. Hastanın söylediklerinden çok klinisyenin kanaati önemlidir. Tanı koymak amacıyla değil, o anki manik durumun şiddetini belirlemek için kulanılır. Ölçekteki her bir üst basamağın kendinden önceki alt basamakları kapsadığı kabul edilir. 15-30 dakikalık bir görüşme ile uygulanır. Hastanın kendi ifadelerine izin verilir. Görüşme anındaki değerlendirme dışında servis personeli ya da hasta ailesinden bilgi alınabilir.

 

•  Yükselmiş duygudurum

0.Yok

1.Hafifçe yüksek veya görüşme sırasında yükselebilen

2.Belirgin yükselme hissi; iyimserlik, kendine güven; neşelilik hali

3.Yükselmiş; yersiz şakacılık

4.Öforik; yersiz kahkahalar, şarkı söyleme

•  Hareket ve enerji artışı

0.Yok

1.Kendini enerjik hissetme

2.Canlılık; jestlerde artış

3.Artmış enerji; zaman zaman hiperaktivite, yatıştırılabilen huzursuzluk

4.Eksitasyon; sürekli ve yatıştırılamayan hiperaktivite

•  Cinsel ilgi

0.Yok

1.Hafif ya da olası artış

2.Sorulduğunda kişinin belirgin artış tanımlaması

3.Cinsel içerikli konuşma; cinsel konular üzerinde ayrıntılı durma; kişinin artmış cinselliğini kendiliğinden belirtmesi

4.Hastalara, tedavi ekibine ya da görüşmeciye yönelik aleni cinsel eylem

•  Uyku

0.Uykuda azalma tanımlamıyor

1.Normal uyku süresi 1 saatten daha az kısalmıştır

2.Normal uyku süresi 1 saatten daha fazla kısalmıştır

3.Uyku ihtiyacının azaldığını belirtiyor

4.Uyku ihtiyacı olduğunu inkar ediyor

•  İritabilite

0.Yok

2.Kendisi arttığını belirtiyor

4.Görüşme sırasında zaman zaman ortaya çıkan iritabilite; son zamanlarda gittikçe artan öfke veya kızgınlık atakları

6.Görüşme sırasında sıklıkla iritabl; kısa ve ters yanıtlar veriyor

8.Düşmanca; işbirliğine girmiyor; görüşme yapmak olanaksız

•  Konuşma hızı ve miktarı

0.Artma yok

2.Kendini konuşkan hissediyor

4.Ara ara konuşma hızında ve miktarında artma; gereksiz sözler ve laf kalabalığı

6.Baskılı; durdurulması güç, miktarı ve hızı artmış konuşma

8.Basınçlı; durdurulamayan; sürekli konuşma

 

•  Düşünce yapı bozukluğu

0.Yok

1.Çevresel; hafif çelinebilir; düşünce üretimi artmış

2.Çelinebilir; amaca yönelememe; sık sık konu değiştirme; düşüncelerin yarışması

3.Fikir uçuşması; teğetsellik; takibinde zorluk; uyaklı konuşma; ekolali

4.Dikişsizlik; iletişim olanaksız

•  Düşünce içeriği

0.Normal

2.Kesin olmayan yeni ilgi alanları, planlar

4.Özel projeler; aşırı dini uğraşlar

6.Büyüklük veya paranoid fikirler; alınma fikirleri

8.Sanrılar; varsanılar

•  Yıkıcı - Saldırgan Davranış

 

0.Yok; işbirliğine yakın

2. Alaycı, küçümseyici; savunmacı tutum içinde, zaman zaman sesini yükseltiyor

4.Tehdide varacak derecede talepkar

6.Görüşmeciyi tehdit ediyor; bağırıyor; görüşmeyi sürdürmek güç

8.Saldırgan; yıkıcı; görüşme olanaksız

•  Dış görünüm

0.Durum ve koşullara uygun giyim ve kendine bakım

1.Hafif derecede dağınıklık

2.Özensiz giyim, saç bakımı ve giyimde orta derecede dağınıklık, gereğinden fazla

giysilerin olması

3.Dağınıklık; açık saçık giyim, gösterişli makyaj

4.Darmadağınıklık; süslü, tuhaf giysiler

•  İçgörü

0.İçgörüsü var; hasta olduğunu ve tedavi gerektiğini kabul ediyor

1.Hastalığı olabileceğini düşünüyor

2.Davranışlarında değişiklikler olduğunu itiraf ediyor, ancak hastalığı olduğunu reddediyor

3.Davranışlarında olasılıkla değişiklikler olduğunu itiraf ediyor; ancak hastalığı reddediyor

4.Herhangi bir davranış değişikliği olduğunu inkar ediyor.

 

  anasayfa












 
Eylül 2018
  Pzt     Sal     Çrş     Prş     Cum     Cts     Pzr  
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30


YETİŞKİN PSİKOLOJİSİ SORUNLARI





































İŞ YAŞAMI PSİKOLOJİSİ SORUNLARI








CİNSELLİK




















 
 

Sitedeki tüm yazılar Uzman Psikolog Alanur Özalp'e aittir. Tüm hakları saklıdır. İzin almadan kullanılamaz.