2
1

2
1


2
ÇOCUK PSİKOLOJİSİ SORUNLARI
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1


2
1

2
GENÇLİK PSİKOLOJİSİ SORUNLARI
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1


2
1

2

BEYOĞLU BELEDİYESİ İLE BİRLİKTE GERÇEKLEŞTİRDİĞİMİZ MUTLU AİLELER MUTLU ÇOCUKLAR SEMİNERLERİMİZİ TAMAMLADIK.
1

2
1

.: HER YÖNÜYLE PANİK ATAK :.

Son zamanların en çok konuşulan ve en sık rastlanılan psikolojik rahatsızlıklarından biridir panik atak. Ani olarak ortaya çıkan endişe ve korku nöbeti olarak bilinen hastalık, tedavi edilmediğinde kişinin yaşamını soyutlamakta, kısıtlamakta ve kaliteli bir yaşam sürmesini engellemektedir. Diğer psikiyatrik rahatsızlıklar gibi panik atak da kadınlarda daha sık görülen bir hastalıktır.

Panik atak, beklenmeden ortaya çıkan, günde birkaç nöbet ile yılda birkaç nöbet arasında değişiklik gösteren, psikolojik ve fiziksel hastalıklarda ortaya çıkabilen yoğun korku, kaygı ve endişe karışımı bir nöbettir. Panik nöbetler herhangi bir olaya bağlı heyecanlanma, fiziksel egzersiz, cinsel etkinlik ya da duygusal bir travma sonucu ortaya çıkar. Panik nöbetler kişinin iş, sosyal ve özel yaşamındaki uyumunu bozduğunda ve çok sık tekrarladığında hastalık başlamış demektir.

Panik nöbetleri, yoğun bir korku ve rahatsızlık duygusu yaşamanıza sebep olur ve her an kötü bir şey olacağını ya da sonunuzun geldiğini, hatta öleceğinizi hissedersiniz. Panik atak durumunda kişi kendini kontrol edemeyeceği, aklını yitirebileceği ve ölebileceği tarzında aşırı korku ve endişelerle evden dışarı çıkamaz hale gelebilir, yalnız kalmak istemez ya da kalabalık ortamlardan kaçarak içe kapanır. Panik atak yaşayan kişi bu durumunun anlaşılmasından korktuğu için kendini arkadaşlarından ve ailesinden uzaklaştırır. Bir süre sonra çevresinde kimse kalmayacağı için bu defa kimsenin kendisini sevmediğini, kendisine değer vermediğini düşünür.

Kişi istemediği halde yapmak zorunda olduğu, içinden çıkamadığı ve gelecekle ilgili aşırı kaygı ve korkular duyduğu ve bu duygularla baş edemediği durumlarda vücudu da bu duruma fiziksel olarak tepki verir. Baş etme güçlüğü yaşadığı duygulardan kendisini korumaya çalışır. Sorunlarla yüzleşmekten ve baş etmekten kaçınmaya çalışır.

Panik atak yaşayan kişi, yaşadıklarının temelinde tamamen fiziksel sorunlar olduğuna kendini inandırmak ister, psikolojik kaynaklı olduğunu kabul etmez ve doktorların da onu anlamadığını düşünebilir. Yakınları da onun bu durumunuzu ya çok önemseyebilir ve olayın pekişmesine sebep olabilir ya da önemsemeyerek kendini yalnız ve çaresiz hissetmesine ve daha çok içe kapanmasına sebep olabilirler.

Panik atak genellikle 18–25 yaş arasında başlar ve nöbetler genellikle 5 ile 45 dakika kadar sürer. Bu nöbetlerin şiddeti kişiden kişiye değişebilir. Yapılan araştırmaların yanı sıra, panik atak nöbeti geçiren ve bu sorunla ilgili uzmanlara başvuran kişilere bakıldığında, kadınların erkeklerden daha fazla panik atak rahatsızlığı yaşadığı söylenebilir.

Kadınlar daha fazla stres yaşarlar ve streslerini atacakları yeterli ortamlar bulamazlar. Kadınlar genel olarak kendi ihtiyaçlarını ailelerinin ve eşlerinin ihtiyaçlarının arkasına atarlar. Eşinden yeteri kadar ilgi görememesi ve beklentilerine uygun olmayan bir eş bu durumu oluşturur.

Bu sorunun oluşmasında kişilik özellikleri de önemli rol oynayabilir. Mükemmeliyetçi, hassas, alıngan, telaşlı, güvensiz, her şeyi kafasına takan ve bağımlı kişilerde panik atağın görülme olasılığı daha fazladır. Kendini baskı altında hisseden ve engellenmiş kişilerde daha sık ortaya çıkar.
Aşağıda sıralanan panik atak belirtilerinden en az yarısı yaşanıyorsa, panik ataktan şüphelenilebilir.

  • Çarpıntı, kalp atışlarının artması, göğüste basınç, bazen sol kola yayılan ağrı ve uyuşma,
  • Terleme (bazen üşüme bazen alevlerin basma hissi),
  • Titreme, sarsılma, itilme hissi,
  • Boğulma ve nefes alamama hali,
  • Soluğun kesilmesi (derin nefes alma ihtiyacı, havanın yetmemesi gibi hisler),
  • Göğüste daralma, sıkışma, ağrı duyumsama,
  • Bulantı, karında ağrı, şişkinlik, gaz oluşması, geğirti,
  • Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma hali,
  • Çevrenin gerçek olmadığını hissetme, panik yaşandığında olaylar bir sis perdesinin gerisinde algılanır, cisimler küçülür, her şey bulanıklaşır,
  • Kendini hissedememe, kendine yabancılaşma, algılama güçlüğü,
  • Panik anında kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu,
  • Ölüm korkusu,
  • Ellerde, kollarda, bacaklarda, başta ve birçok yerde uyuşmalar, yanmalar ve karıncalanmalar,
  • Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları.

Kimi zaman bazı fiziksel rahatsızlıklar da panik atağın ortaya çıkmasına sebep olabilir.

  • Sara hastalığı,
  • Akciğer ve kalp hastalıkları,
  • Vitamin eksikliği,
  • Kan şekeri düşmesi, beyinde tümör,
  • İlaçların yan etkileri,
  • Uyarıcı maddeler kullanılması ve bunların aniden kesilmesi.

Kimi zaman da bazı psikiyatrik hastalıklara eşlik edebilir.

  • Depresyon,
  • Anksiyete bozukluğu,
  • Post-travmatik stres bozukluğu,
  • Paranoid bozukluk,
  • Obsesif-kompulsif bozukluk gibi.

Panik atak, psikolojik sorunlarla ya da bu sayılan bazı fiziksel rahatsızlıklar sonucu ortaya çıkabilir. Panik nöbeti, yoğun bir korku ve rahatsızlık duygusu yaşanmasına sebep olur ve her an kötü bir şey olacağını ya da sonunun geldiğini hatta öleceğini hisseder. Birdenbire ortaya çıkan panik atak nöbeti, beklenmeyen bir anda tekrarlayacağı endişesi yaratır. Buna bağlı olarak da yaşanma sıklığı artar. Bu korkunun yaşanması, o ortamdan kaçma ve uzaklaşma davranışı göstererek yardım almak için bir sağlık kuruluşuna başvurmaya sebep olur. Kişi panik atak hastasıysa, hastaneye gittiğinde ve bir doktor ile karşılaştığında rahatlayabilir ya da herhangi bir sakinleştirici ile bu nöbetten kurtulabilir. Genelde hastane ya da doktorun olmadığı ortamlarda bulunmamaya çalışır. Panik atak nöbetinin tekrarlayacağı endişesi ile evden çıkmakta ve yalnız kalmakta zorlanır. Kısaca, bu rahatsızlık kişinin uyumunu her anlamda bozar.

Panik atak nöbeti geçiren kişi her an öleceğini ve kontrolünü kaybedeceğini düşünür. Olumsuz düşünce ve duygular artar. Kişi, nöbetin beklemediği bir anda ortaya çıkacağı endişesi ile arkadaşlarıyla görüşmek istemeyebilir ve sosyal ilişkileri giderek azalmaya başlayabilir. Evden tek başına çıkmakta zorlandığı için işe gidemez hale gelebilir. İş başarısı azalır ve iş kaybı ile karşı karşıya kalabilir. Aile bireyleriyle ilişkiler bozulabilir. Kimsenin kendisine inanmadığını düşünerek, olumsuz duygu ve düşünceler ile içe kapanabilir. Kimse ile paylaşmadığı için de bu tür düşünceler kafasında dönüp durur ve artık bunlarla baş edemez hale gelebilir. Bu sorunun, yaşamında çözemediği sorunlardan, aşırı korku ve kaygılardan oluştuğunu kabul edemez, sürekli doktor ve hastanelerde vakit geçirebilir. Doktorların onu anlamadığını ifade ederek, kendisine ve çevresine güvenini kaybeder.

Panik atak nöbetlerinde sadece ilaç kullanmak yeterli olmayacaktır. Hatta her nöbet sırasında hastaneye gitmek bu olayın yaşanmasını arttırır. Kişinin panik atağıyla ilgili terapi alması uygun olacaktır. Panik atak nöbeti geçiren kişiyi sakin bir yere yatırıp bu nöbetin geçmesini beklemek doğru olur. Bu durumda iken aşırı ilgi göstermek ya da hiç ilgi göstermemek bu nöbetin sık yaşanmasına sebep olur. Onun yanında olunduğunu hissettirmeli, nöbet sonrasında sorunları üzerinde konuşulmalı ve rahat nefes alıp verme egzersizleri nöbet esnasında onun rahatlamasını sağlayacaktır. Her şeyden önemlisi onu dinlemek ve ona değer verdiğini göstermektir.

Panik atak nöbetinin herhangi bir fiziksel sorundan kaynaklanıp kaynaklanmadığını görmek için kişinin check-up’tan geçirilmesi uygun olur. Panik atak tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Hastaya öncelikle hastalığı nasıl kontrol edebileceği öğretilmelidir. Bunu başarabilen hasta ilerleyen zamanlarda panik atağı yaşamından çıkartabilecektir.

Panik atakta sadece ilaç yeterli olmaz. İlacı bıraktığında atağı tekrar yaşayabilme olasılığı fazladır. Tedavide ilaç ile birlikte terapi de yer almalıdır. Tedavi aşamasında da kişinin doktoruna güvenmesi çok önemlidir. Kişiye korkularıyla nasıl baş edebileceğinin gösterilmesi gerekir.

Unutmayın! Panik atak nöbeti tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Geç kalmadan sorununuzu çözmeye çalışın.

PANİK ATAK

PANİK ATAK NEDİR?
Aniden başlayan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleridir.

1 . Panik Atağı Nedir?
Aniden başlayan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleridir. Hastalarımızın çoğu zaman "kriz" adını verdiği bu nöbetlere biz panik atağı diyoruz. Panik atağı birdenbire başlar, giderek şiddetlenir ve şiddeti 10 dakika içinde en yoğun düzeye çıkar, çoğu zaman 10-30 dakika, seyrek olarakta 1 saat kadar devam ettikten sonra kendiliğinden geçer.

2 . Panik Atağının Belirtileri Nelerdir?
Göğüs ağrısı yada göğüste sıkışma
Çarpıntı, kalbin kuvvetli yada hızlı vurması
Terleme
Nefes darlığı yada boğulur gibi olma
Soluğun kesilmesi
Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecek yada bayılacak gibi olma
Uyuşma yada karıncalanma
Üşüme, ürperme yada ateş basması
Bulantı yada karın ağrısı
Titreme yada sarsılma
Kendini yada çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme
Kontrolünü kaybetme yada çıldırma korkusu
Ölüm korkusu
Bir panik atağında bu belirtilerden EN AZ 4 YADA DAHA FAZLASI bulunur.
Dörtten daha az belirtinin görüldüğü ataklara ise kısıtlı panik atağı adı verilir.

3 . Panik Bozukluğu Nedir?
Panik bozukluğu, tekrarlayan, beklenmedik panik atakları ve ataklar arasındaki zamanlarda başka panik ataklarının da olacağına ilişkin sürekli bir kaygı duyma. Panik ataklarının "kalp krizi geçirip ölme" , "kontrolünü yitirip çıldırma" yada "felç geçirme" gibi kötü sonuçlara yol açabileceği inancıyla sürekli üzüntü duyma yada ataklara ve olası kötü sonuçlarına karşı önlem alarak (işe gitmeme, spor, ev işi yapmama, bazı yiyecek yada içecekleri yiyip içmeme, yanında ilaç, su, alkol, çeşitli yiyecekler taşıma gibi ) bazı davranış değişikliklerinin görüldüğü ruhsal bir rahatsızlıktır.

4 . Panik Bozukluğu Nasıl Oluşur?
İlk atak başlıyor:
Hiçbir neden yokken ve birden bire başlayan çarpıntı, terleme, göğüste sıkışma, nefes darlığı yada baş dönmesi, dengesizlik, fenalaşma yada baygınlık gibi belirtiler kişiyi dehşet içinde bırakır. Kişi 'kalp krizi ' geçirdiğini yada felç geçirmekte olduğunu zannederek yoğun bir 'ölüm korkusu' ya da 'felç olma' korkusu yaşar. Bazen de başında bir tuhaflık, sersemlik hissi, kendisini veya çevresini bir garip ya da değişik hissetme gibi duyguların ortaya çıkmasıyla, 'kontrolünü kaybetmeye' yada 'çıldırmaya başladığını' düşünerek kendisine yada çevresindekilere bir zarar vermekten korkmaya başlar. Hasta hemen, en yakın doktor ya da acil servise götürülür. Orada yapılan birçok muayene, çekilen film, elektrokardiyografi, tomografi ve diğer incelemelerde hiçbir şey bulunmaz. Hastanın nesi olduğu sorulduğunda doktorlar 'hiçbir şeyi yok' ya da 'stresten olmuş ' derler. Çoğu zaman sakinleştirici bir iğne yapılarak evine gönderilir.

Ataklar tekrarlıyor:
Bir süre sonra panik atakları tekrarlar. Hasta, her yeni atak ile aynı dehşet ve korkuyu yeniden yaşamaya ve acil servislere taşınmaya başlar. Her seferinde yeniden muayene, yeniden incelemeler yapılır ancak hiçbir şey bulunmaz. Hasta, kalbinde ya da beyninde kötü bir şey olduğuna, ancak doktorların bunu bir türlü bulamadığına inanmaya başlar. Bazen de yanlış tanı konularak hasta, antibiyotikten nefes açıcıya, çarpıntı ilacından tansiyon ve kalp ilacına, vitamine kadar değişik ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılır, ancak bir türlü iyileşemez.

Beklenti Anksiyetesi gelişiyor:
Ataklar tekrarlamaya devam ettikçe, hasta, ataklar arasındaki dönemde gergin, huzursuz ve endişeli bir şekilde her an yeni bir panik atağının geleceğini beklemeye başlar. Bu endişeli bekleyişe "beklenti anksiyetesi" adı verilir. Atakların çoğu zaman belirsiz zaman ve yerlerde gelmesi bu kaygıyı daha çok arttırır. Ataklar sıklaştıkça, kalp krizi geçirip ölme, felç olma ya da kontrolünü kaybedip çıldırma korkuları pekişir.

Yoğun ve sürekli üzüntü:
Hastalar, evde kimsenin olmadığı bir zamanda kalp krizi geçirmekten ve hastaneye ulaşamadan ölmekten ya da kontrolünü kaybederek çıldırıp intihar etmekten, kendisine ya da yakınlarına bıçak ve bu gibi bir şeyle zarar vermekten, başkalarının bulunduğu ortamlarda çılgınca ve garip davranışlarda bulunarak rezil olmaktan şiddetle korkar. Bu düşüncelerin sürekli aklına gelmesinden dolayı da yoğun bir üzüntü duyarlar.

Yoğun davranışlar değişiyor:
Bir süre sonra ataklara ve ataklar sırasında gerçekleşeceğine inandıkları " felaketler" e karşı bazı önlemler almaya ve kimi davranışlarını değiştirmeye başlarlar. Ataklara neden olabileceğini düşündükleri etkinliklerden, yiyecek ve içeceklerden vazgeçerler. Ataklara karşı evden çıkarken alkol / madde/ ilaç / kullanırlar. Ataklar sırasında kullanmak üzerede yanlarında ilaç, su, yiyecek v.b. taşırlar. Ataklar sırasında olabileceklere karşı önlem alırlar. Örneğin atak sırasında kontrolünü kaybederek çocuklarına zarar vereceğine inanan hastaların önlem alarak evdeki bütün bıçakları kilit altında tuttukları, çocuklarıyla yalnız kalmamaya çalıştıkları, atak sırasında fenalaşarak kendini yitireceğinden ya da bayılacağından korkan bayan hastaların, baygınken çalınır diye takılarını yanlarına almadıkları, onu baygın bulanların yardımcı olabilmesi için evinin / eşinin / ailesinin adresini, telefon numarasını, hatta tıbbi yardım için ulaşabilmek üzere doktorunun kartvizitini taşıdıkları görülmüştür. Bu hastalar, gerektiğinde acil yardımı çabuk alabilmek için bütün günlerini hastane bahçesinde geçirmeyi ya da güzergahlarını muayenehane, eczane ve acil servis bulunan yerlerden seçmeyi tercih ederler.

5 . Agorafobi Nedir?
Hastaların %60'ından fazlası, atakların geleceği yer ve durumlardan kaçınmaya başlarlar. Yalnız başına evde kalamaz, sokağa yalnız çıkamaz, otobüs, vapur, deniz otobüsü gibi taşıt araçlarına, asansöre binemez, dar sokak yada köprülerden geçemez, Pazar yeri, büyük mağazalar gibi kalabalık yerlere giremez olurlar.bazen de, ancak yanlarında birisi ile yoğun bir endişe ve rahatsızlık duyarak bu tür yerlere gidebilirler. Hastaların, yalnız başlarına panik atağı geleceğini zannettikleri yerlere gidememe, o tür yerlerde kalamama durumlarına agorafobi denir.

6 . Panik Bozukluğu Nasıl Bir Hastalıktır?
Panik bozukluğu psikiyatristler tarafından iyi bilinen ve çok sık görülen bir rahatsızlıktır.Öyle ki, toplum içinde herhangi 100 kişinin yaklaşık 3-4' ü bu hastalığı ya daha önce geçirmiştir ya da halen bu hastalığı yaşamaktadır. Her yaşta başlayabilmekle birlikte en sık 20-35 yaşları arasında başlar. Kadınlarda, erkeklere göre 2-3 kat fazla görülür.

7 . Panik Bozukluğu Neden Oluşur?
Panik bozukluğunun neden olduğuna ilişkin iki bilimsel açıklama vardır:

7.1. Panik bozukluğu, beynimizde nöron adı verilen sinir hücrelerinden salgılanan, heyecan ve duygusal yaşantılarımızı düzenleyen bazı beyin hormonlarının düzensiz çalışması sonucu oluşmaktadır.
7.2. Panik bozukluğu, günlük yaşantımızda yaptığımız bazı davranışlarımızın sonucunda ortaya çıkan ve tamamen 'doğal ve zararsız' olan çarpıntı, terleme, nefes sıkışıklığı ya da baş dönmesi gibi bedensel belirtilerin, hasta tarafından kötü bir hastalığın belirtileri olarak değerlendirilmesi ve bunun sonucunda da 'kalp krizi geçiriyorum, öleceğim' ,'çıldırıyorum' 'felç olacağım' şeklinde yanlış yorumlanması sonucu ile oluşur.

8 . Tedavisi Mümkün müdür?
Panik bozukluğu, tedavisi mümkün bir hastalıktır. Bugün için etkinliği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış iki türlü tedavisi vardır. Bunlar:

8.1.İlaç tedavisi:
İlaçlar, beyin sinir hücrelerindeki hormon faaliyetlerini düzenleyerek panik bozukluğunu iyileştirirler. Halen, ülkemizde bu hastalığa iyi gelen ilaçlar bulunmaktadır.
İlaç tedavisi etkin dozda en az bir yıl sürdükten sonra, yavaş yavaş azaltılarak kesilmelidir.

8.2. Bilişsel-davranışçı tedavi
Bu tedavide iki amaç vardır.
8.2.1. Hastanın, aslında tamamen 'zararsız' olan panik atağı belirtileri hakkındaki yanlış bilgi ve inanışlarının düzeltilmesi ve hastanın bu belirtilerle korkmadan baş edebilmesinin öğretilmesi amaçlanır.
8.2.2. 'panik atağı gelirse' endişesi ile, sokağa çıkma, vapur, otobüs, trene binme, kalabalık yerlere gitme gibi tek başına yapmaktan korktuğu şeylere bir plan dahilinde yeniden 'alıştırılması' amaçlanır.

En iyi sonuç, bu iki tedavinin birlikte uygulanması ile alınmaktadır.

9 . Lütfen Unutmayınız!
*Panik bozukluğu, kesinlikle ölüme ya da çıldırmaya veya felç olmaya yol açan bir rahatsızlık değildir.
*Doktorunuz önermedikçe korkularınız ile baş etmek için kalp, tansiyon, çarpıntı ilacı, vitamin, sakinleştirici ilaç ya da alkol kullanmayınız yada gerekir diye yanınızda taşımayınız.
*Sadece doktorunuzun önerdiği ilaç ya da ilaçları kullanınız
*İlacınızı doktorunuzun söylediği şekilde ve dozda kullanınız, o gün iyi ya da kötü oluşunuza göre dozu azaltıp arttırmayınız.
*Tamamen iyileşseniz bile doktorunuza danışmadan tedavinizi kesmeyiniz.

10 . Referanslar
Data on file, Pfizer

PANİK ATAK

Panik Bozukluk, Panik Atak ve Tedavi Yöntemleri!..       

Halk arasında "Panik atak" olarak bilinen hastalığın gerçek ismi "Panik bozukluktur. Panik atak, panik bozuklukta görülen her bir atağa verilen isimdir. Yani örneğin bir tespihin tamamı panik bozukluksa, her bir tespih tanesi
panik ataktır.

Panik Atak neden ortaya çıkar? Panik bozukluğun ortaya çıkmasında hangi faktörler
etkilidir?

 

Panik ortaya çıkaran faktörleri şu şekilde sıralayabiliriz:
1-) Biyolojik Faktörler: Panik Atakla ilgili yapılan araştırmalar paniğin biyolojik kökenlerini ortaya çıkarmıştır. Beyin yapısı ve beyin işlevlerinde bir dizi biyolojik anormallikten dolayı panik oluştuğu saptanmıştır.
2-) Genetik Faktörler: Birçok araştırmada panik bozukluk hastalarının birinci dereceden akrabalarında panik riski bulunma riski diğerlerine göre 4 ila 8 kat daha fazla olarak saptanmıştır. Ayrıca bir başka çalışmada panik bozukluğun tek yumurta ikizlerinde çift yumurta ikizlerine göre daha sık görülebildiği ortaya çıkmıştır.
3-) Psikososyal etkenler: Davranışçı yaklaşıma göre panik bozukluk anne-baba
davranışının modellenerek öğrenilmesi şeklinde oluştuğunu savunurlar. Psikanalitik kuramlar ise; anksiyeteye yol açan dürtülere karşı bedenin ortaya çıkardığı bir başarısız savunma olarak açıklarlar.
Panik bozukluğun belirtileri nelerdir?
Çarpıntı, kalp atımlarında artma, terleme, titreme, nefes darlığı, boğuluyormuş gibi
olma, soluğun kesilmesi, göğüsün sıkışması ve göğüs ağrısı, baş dönmesi, düşecekmişbayılacakmış gibi olma, benliğinden ayrılıyormuş gibi olma, gerçeklerden kopma, kontrolü kaybedecek ya da çıldıracak gibi olma, uyuşma-karıncalanma hissi, sıcak basması, ölecekmiş gibi olma. Gibi belirtilerle teşhis edilir.

Panik Atak esnasında neler yaşanır?
İlk panik atak sıklıkla kendiliğinden ortaya çıkar. İlk atak beklenmedik bir anda
ortaya çıkar. Panik atak sıklıkla 10 dakikalık süreçte hızlıca yaşanır. Çarpıntı, kalp atımlarında artma, terleme, titreme, nefes darlığı, boğuluyormuş gibi olma, soluğun kesilmesi, göğüsün sıkışması ve göğüs ağrısı, baş dönmesi, düşecekmiş-bayılacakmış gibi olma, benliğinden ayrılıyormuş gibi olma, gerçeklerden kopma, kontrolü kaybedecek ya da çıldıracak gibi olma, uyuşma-karıncalanma hissi, sıcak basması, ölecekmiş gibi olma. Gibi belirtiler hızlıca yaşanır. Hastalar korkularının kaynağını genellikle adlandıramazlar. Ataklar genellikle 25-30 dakika devam eder. Bir atak esnasında hasta ikinci bir atak geçireceği kaygısındadır. O anda yapılan bir muayenede konuşmada bozukluklar ortaya çıkar.

Peki ama bu saydığınız belirtiler bir kalp hastalığı ya da bir astım hastalığında da olabilir. Ayırım nasıl yapılıyor?
Bu soru ülkemizdeki çok önemli bir sorunun anlaşılması için bir imkân verdi. O
da şu: Ülkemizde Tıp Fakültelerinde Psikiyatri dersi için ayrılan süre 1 ay ve bir de staj dönemi. Ancak insanı insan yapan değerlerin bilimi olan psikiyatri tıp öğrencilerine her sene ve yoğun bir şekilde öğretilmelidir. Acildeki bir uzman gelen hastanın kalp rahatsızlığı mı olduğunu astım hastası mı olduğunu bu şekilde hızlıca anlayabilir. Ancak psikiyatri eğitiminin eksik kalması maalesef teşhis için hekimleri pek çok tahlil ve tıbbi görüntülemeye sevk etmektedir. Bunun da 1 yılda ülkemize maliyeti 5 milyar $ 'dır. Aslında Panik Bozukluk, teşhisi ve tedavisi tamamen mümkün bir hastalıktır.

Panik bozukluğun toplumumuzda görülme sıklığı nedir?
Prof. Dr. Arif Verimli: Ülkemizde anksiyeteli bozuklukların görülme oranı % 15
civarlarındadır. Bunun % 3-4 oranında kısmını panik bozukluk oluşturmaktadır. Ülkemizde çok yaygın görülen psikiyatrik hastalıklardan biridir.

Panik bozukluğun değişik tipleri var mıdır?
Panik Bozukluğu Agorafobili ve Agorafobisiz Panik Bozukluklar olarak 2'ye
ayırabiliriz:

Agorafobi(Açık alan korkusu) ile beraber devam eden Panik bozukluk: Agorafobi; eklenmedik şekilde ve beklenmedik zamanda ortaya çıkacak bir panik atağın ya da panik benzeri semptomların ortadan kalkması için yardım almanın ve kaçmanın zor olacağı yerlerde bulunmaktan yoğun bir anksiyete duyma şeklinde oluşan fobidir. Tek başına ev dışına çıkamama, açık ve kalabalık alanda olamama, duraklarda sıra bekleyememe, köprü üzerinde ya da trafikte olamama. Gibi örneklendirilebilir. Kalabalık caddeler, kalabalık mağazalar, tüneller, köprüler, asansörler, metrolar, uçaklar. Hasta için son derece kaçınılması gereken uyaranlardır. Evden tek başlarına çıkamazlar. Mutlaka yakınbirinin eşlik etmesi için ısrarda bulunurlar.

Agorafobi bulunmayan Panik bozukluk: Yineleyen, beklenmedik panik atakların en az birini 1 ay süreyle başka atakların olacağına dair yoğun bir anksiyete (kaygı), kontrolü kaybetmeye yönelik yoğun üzüntü, alışılmış davranışlarda değişiklik izler. Açık alan korkusunun görülmediği tiptir.

Panik Atağın diğer psikiyatrik rahatsızlıklarla ilişkileri var mıdır?
Panik Atağın diğer psikiyatrik hastalıklarla ilişkisi;
lkol-Madde Kullanım Bozukluğu ve Panik Atak: Alkole bağlı bozukluğu olanların
% 25-30'unda panik bozukluğa rastlanmaktadır. Bazı Patik Atak hastaları özellikle agorafobili panik bozukluk hastaları alkolü hastalıklarından kurtulmak için ve kendilerini panik karşısında rahatlattığı gerekçesiyle içtiklerini belirtirler. AAncak yapılan araştırmalar, alkol kullanım bozukluğunun genellikle panik bozukluktan önce görüldüğü ortaya çıkmıştır. Alkolle beraber amfetamin, esrar, kokain, LCD, eroin, bağımlılık yapıcı haplar. Gibi madde kullanım bozukluğu hastalarının büyük bir çoğunluğunda panik bozukluk ve panik atak ortaya çıkmaktadır.
Uyum Bozuklukları'nda panik atak rastlanan bir durumdur. Panik Atak hastalığı Anksiyeteli bozuklukları içerisinde yer alır ve anksiyeteyle doğrudan ilişkilidir.
Bilinmeyen bir anda gelecek panik atağa karşı yoğun duyulan anksiyete (kaygı, telaş,
heyecan) panik bozukluğun en temel paydasıdır.
Evliliklerde panik bozukluk çok ciddi sıkıntılara neden olmaktadır. Özellikle agorafobili
panik bozuklukta hasta yanında mutlaka çok yakının bulundurmak ister. Bu çok zor
ve sabır gerektiren bir süreçtir.

Panik Atak hastalığının tedavisi nasıldır?
Panik Bozukluk Tedavisi tamamen mümkün bir hastalıktır. Tedavide en önemli husus
teşhistir. Bir panik atağı teşhis edebilmek tecrübe ve bilgi birikimi gerektirir. Bir panik atağı teşhis ederken panik bozuklukla kalp hastalıklarını, dâhiliye hastalıklarını, nöroloji hastalıklarını, solunum yolları hastalıklarını karıştırmamak gerekir. Hastaları gereksiz tahlil ve teşhisten uzak tutmak bir hekimin görevidir. Çarpıntı, kalp atımlarında artma, terleme, titreme, nefes darlığı, boğuluyormuş gibi olma, soluğun kesilmesi, göğüsün sıkışması ve göğüs ağrısı, baş dönmesi, düşecekmiş-bayılacakmış gibi olma, benliğinden ayrılıyormuş gibi olma, gerçeklerden kopma, kontrolü kaybedecek ya da çıldıracak gibi olma, uyuşma-karıncalanma hissi, sıcak basması, ölecekmiş gibi olma. Gibi belirtiler bir hekimin aklına "Panik Atağı" mutlaka getirmelidir. Teşhis doğru yapıldığı zaman tedavide 2 seçenek vardır:
Farmakoterapi ( İlaç tedavisi) ve Psikoterapi (Özellikle Bilişsel-Davranışçı Terapiler).

Prof. Dr. Arif Verimli'nin 19 Nisan 2007 Health News Gazetesindeki Yazasından Alınmıştır.


PANİK ATAK NEDİR?
Aniden başlayan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleridir.

1 . Panik Atağı Nedir?
Aniden başlayan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleridir. Hastalarımızın çoğu zaman "kriz" adını verdiği bu nöbetlere biz panik atağı diyoruz. Panik atağı birdenbire başlar, giderek şiddetlenir ve şiddeti 10 dakika içinde en yoğun düzeye çıkar, çoğu zaman 10-30 dakika, seyrek olarakta 1 saat kadar devam ettikten sonra kendiliğinden geçer.

2 . Panik Atağının Belirtileri Nelerdir?
Göğüs ağrısı yada göğüste sıkışma
Çarpıntı, kalbin kuvvetli yada hızlı vurması
Terleme
Nefes darlığı yada boğulur gibi olma
Soluğun kesilmesi
Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecek yada bayılacak gibi olma
Uyuşma yada karıncalanma
Üşüme, ürperme yada ateş basması
Bulantı yada karın ağrısı
Titreme yada sarsılma
Kendini yada çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme
Kontrolünü kaybetme yada çıldırma korkusu
Ölüm korkusu
Bir panik atağında bu belirtilerden EN AZ 4 YADA DAHA FAZLASI bulunur.
Dörtten daha az belirtinin görüldüğü ataklara ise kısıtlı panik atağı adı verilir.

3 . Panik Bozukluğu Nedir?
Panik bozukluğu, tekrarlayan, beklenmedik panik atakları ve ataklar arasındaki zamanlarda başka panik ataklarının da olacağına ilişkin sürekli bir kaygı duyma. Panik ataklarının "kalp krizi geçirip ölme" , "kontrolünü yitirip çıldırma" yada "felç geçirme" gibi kötü sonuçlara yol açabileceği inancıyla sürekli üzüntü duyma yada ataklara ve olası kötü sonuçlarına karşı önlem alarak (işe gitmeme, spor, ev işi yapmama, bazı yiyecek yada içecekleri yiyip içmeme, yanında ilaç, su, alkol, çeşitli yiyecekler taşıma gibi ) bazı davranış değişikliklerinin görüldüğü ruhsal bir rahatsızlıktır.

4 . Panik Bozukluğu Nasıl Oluşur?
İlk atak başlıyor:
Hiçbir neden yokken ve birden bire başlayan çarpıntı, terleme, göğüste sıkışma, nefes darlığı yada baş dönmesi, dengesizlik, fenalaşma yada baygınlık gibi belirtiler kişiyi dehşet içinde bırakır. Kişi 'kalp krizi ' geçirdiğini yada felç geçirmekte olduğunu zannederek yoğun bir 'ölüm korkusu' ya da 'felç olma' korkusu yaşar. Bazen de başında bir tuhaflık, sersemlik hissi, kendisini veya çevresini bir garip ya da değişik hissetme gibi duyguların ortaya çıkmasıyla, 'kontrolünü kaybetmeye' yada 'çıldırmaya başladığını' düşünerek kendisine yada çevresindekilere bir zarar vermekten korkmaya başlar. Hasta hemen, en yakın doktor ya da acil servise götürülür. Orada yapılan birçok muayene, çekilen film, elektrokardiyografi, tomografi ve diğer incelemelerde hiçbir şey bulunmaz. Hastanın nesi olduğu sorulduğunda doktorlar 'hiçbir şeyi yok' ya da 'stresten olmuş ' derler. Çoğu zaman sakinleştirici bir iğne yapılarak evine gönderilir.

Ataklar tekrarlıyor:
Bir süre sonra panik atakları tekrarlar. Hasta, her yeni atak ile aynı dehşet ve korkuyu yeniden yaşamaya ve acil servislere taşınmaya başlar. Her seferinde yeniden muayene, yeniden incelemeler yapılır ancak hiçbir şey bulunmaz. Hasta, kalbinde ya da beyninde kötü bir şey olduğuna, ancak doktorların bunu bir türlü bulamadığına inanmaya başlar. Bazen de yanlış tanı konularak hasta, antibiyotikten nefes açıcıya, çarpıntı ilacından tansiyon ve kalp ilacına, vitamine kadar değişik ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılır, ancak bir türlü iyileşemez.

Beklenti Anksiyetesi gelişiyor:
Ataklar tekrarlamaya devam ettikçe, hasta, ataklar arasındaki dönemde gergin, huzursuz ve endişeli bir şekilde her an yeni bir panik atağının geleceğini beklemeye başlar. Bu endişeli bekleyişe "beklenti anksiyetesi" adı verilir. Atakların çoğu zaman belirsiz zaman ve yerlerde gelmesi bu kaygıyı daha çok arttırır. Ataklar sıklaştıkça, kalp krizi geçirip ölme, felç olma ya da kontrolünü kaybedip çıldırma korkuları pekişir.

Yoğun ve sürekli üzüntü:
Hastalar, evde kimsenin olmadığı bir zamanda kalp krizi geçirmekten ve hastaneye ulaşamadan ölmekten ya da kontrolünü kaybederek çıldırıp intihar etmekten, kendisine ya da yakınlarına bıçak ve bu gibi bir şeyle zarar vermekten, başkalarının bulunduğu ortamlarda çılgınca ve garip davranışlarda bulunarak rezil olmaktan şiddetle korkar. Bu düşüncelerin sürekli aklına gelmesinden dolayı da yoğun bir üzüntü duyarlar.

Yoğun davranışlar değişiyor:
Bir süre sonra ataklara ve ataklar sırasında gerçekleşeceğine inandıkları " felaketler" e karşı bazı önlemler almaya ve kimi davranışlarını değiştirmeye başlarlar. Ataklara neden olabileceğini düşündükleri etkinliklerden, yiyecek ve içeceklerden vazgeçerler. Ataklara karşı evden çıkarken alkol / madde/ ilaç / kullanırlar. Ataklar sırasında kullanmak üzerede yanlarında ilaç, su, yiyecek v.b. taşırlar. Ataklar sırasında olabileceklere karşı önlem alırlar. Örneğin atak sırasında kontrolünü kaybederek çocuklarına zarar vereceğine inanan hastaların önlem alarak evdeki bütün bıçakları kilit altında tuttukları, çocuklarıyla yalnız kalmamaya çalıştıkları, atak sırasında fenalaşarak kendini yitireceğinden ya da bayılacağından korkan bayan hastaların, baygınken çalınır diye takılarını yanlarına almadıkları, onu baygın bulanların yardımcı olabilmesi için evinin / eşinin / ailesinin adresini, telefon numarasını, hatta tıbbi yardım için ulaşabilmek üzere doktorunun kartvizitini taşıdıkları görülmüştür. Bu hastalar, gerektiğinde acil yardımı çabuk alabilmek için bütün günlerini hastane bahçesinde geçirmeyi ya da güzergahlarını muayenehane, eczane ve acil servis bulunan yerlerden seçmeyi tercih ederler.

5 . Agorafobi Nedir?
Hastaların %60'ından fazlası, atakların geleceği yer ve durumlardan kaçınmaya başlarlar. Yalnız başına evde kalamaz, sokağa yalnız çıkamaz, otobüs, vapur, deniz otobüsü gibi taşıt araçlarına, asansöre binemez, dar sokak yada köprülerden geçemez, Pazar yeri, büyük mağazalar gibi kalabalık yerlere giremez olurlar.bazen de, ancak yanlarında birisi ile yoğun bir endişe ve rahatsızlık duyarak bu tür yerlere gidebilirler. Hastaların, yalnız başlarına panik atağı geleceğini zannettikleri yerlere gidememe, o tür yerlerde kalamama durumlarına agorafobi denir.

6 . Panik Bozukluğu Nasıl Bir Hastalıktır?
Panik bozukluğu psikiyatristler tarafından iyi bilinen ve çok sık görülen bir rahatsızlıktır.Öyle ki, toplum içinde herhangi 100 kişinin yaklaşık 3-4' ü bu hastalığı ya daha önce geçirmiştir ya da halen bu hastalığı yaşamaktadır. Her yaşta başlayabilmekle birlikte en sık 20-35 yaşları arasında başlar. Kadınlarda, erkeklere göre 2-3 kat fazla görülür.

7 . Panik Bozukluğu Neden Oluşur?
Panik bozukluğunun neden olduğuna ilişkin iki bilimsel açıklama vardır:

7.1. Panik bozukluğu, beynimizde nöron adı verilen sinir hücrelerinden salgılanan, heyecan ve duygusal yaşantılarımızı düzenleyen bazı beyin hormonlarının düzensiz çalışması sonucu oluşmaktadır.
7.2. Panik bozukluğu, günlük yaşantımızda yaptığımız bazı davranışlarımızın sonucunda ortaya çıkan ve tamamen 'doğal ve zararsız' olan çarpıntı, terleme, nefes sıkışıklığı ya da baş dönmesi gibi bedensel belirtilerin, hasta tarafından kötü bir hastalığın belirtileri olarak değerlendirilmesi ve bunun sonucunda da 'kalp krizi geçiriyorum, öleceğim' ,'çıldırıyorum' 'felç olacağım' şeklinde yanlış yorumlanması sonucu ile oluşur.

8 . Tedavisi Mümkün müdür?
Panik bozukluğu, tedavisi mümkün bir hastalıktır. Bugün için etkinliği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış iki türlü tedavisi vardır. Bunlar:

8.1.İlaç tedavisi:
İlaçlar, beyin sinir hücrelerindeki hormon faaliyetlerini düzenleyerek panik bozukluğunu iyileştirirler. Halen, ülkemizde bu hastalığa iyi gelen ilaçlar bulunmaktadır.
İlaç tedavisi etkin dozda en az bir yıl sürdükten sonra, yavaş yavaş azaltılarak kesilmelidir.

8.2. Bilişsel-davranışçı tedavi
Bu tedavide iki amaç vardır.
8.2.1. Hastanın, aslında tamamen 'zararsız' olan panik atağı belirtileri hakkındaki yanlış bilgi ve inanışlarının düzeltilmesi ve hastanın bu belirtilerle korkmadan baş edebilmesinin öğretilmesi amaçlanır.
8.2.2. 'panik atağı gelirse' endişesi ile, sokağa çıkma, vapur, otobüs, trene binme, kalabalık yerlere gitme gibi tek başına yapmaktan korktuğu şeylere bir plan dahilinde yeniden 'alıştırılması' amaçlanır.

En iyi sonuç, bu iki tedavinin birlikte uygulanması ile alınmaktadır.

9 . Lütfen Unutmayınız!
*Panik bozukluğu, kesinlikle ölüme ya da çıldırmaya veya felç olmaya yol açan bir rahatsızlık değildir.
*Doktorunuz önermedikçe korkularınız ile baş etmek için kalp, tansiyon, çarpıntı ilacı, vitamin, sakinleştirici ilaç ya da alkol kullanmayınız yada gerekir diye yanınızda taşımayınız.
*Sadece doktorunuzun önerdiği ilaç ya da ilaçları kullanınız
*İlacınızı doktorunuzun söylediği şekilde ve dozda kullanınız, o gün iyi ya da kötü oluşunuza göre dozu azaltıp arttırmayınız.
*Tamamen iyileşseniz bile doktorunuza danışmadan tedavinizi kesmeyiniz.

10 . Referanslar
Data on file, Pfizer

 

  anasayfa














YETİŞKİN PSİKOLOJİSİ SORUNLARI





































İŞ YAŞAMI PSİKOLOJİSİ SORUNLARI








CİNSELLİK




















 
 

Sitedeki tüm yazılar Uzman Psikolog Alanur Özalp'e aittir. Tüm hakları saklıdır. İzin almadan kullanılamaz.